1) İnancı ciddiye alma: Tevhid merkezli hayat; ibadeti ve ameli “omurga” kılma.
En’âm 6:162
“De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi
Allah içindir.”
Zâriyât 51:56
“Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.”
2) Boyun eğmeme iradesi: Zulme, tahakküme, emperyal
projelere itikadî bir sorun olarak karşı durma.
Nisâ 4:75
“Size ne oluyor da Allah yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan şu
şehirden çıkar, bize katından bir sahip/veli ver, bize katından bir yardımcı
ver’ diyen zayıf erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda mücadele etmiyorsunuz?”
3) Hakikat ve tashih: Sahih olana rücû, kendi nefsini de
dâhil ederek sürekli murakabe/muhasebe.
Hucurât 49:6 — Bir haber gelince tahkik/teyit edin; yoksa
bilmeden haksızlığa düşersiniz.
Zümer 39:18 — Onlar ki, sözü dinlerler ve onun en
güzeline uyarlar. İşte onlar Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği
kimselerdir ve onlar sağduyu sahipleridir.
Haşr 59:18
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının. Her nefis, yarın için ne hazırladığına
baksın. Allah’tan sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Şems 91:9–10
“Nefsini arındıran gerçekten kurtuluşa ermiştir. Onu kirletip gömen ise
gerçekten ziyana uğramıştır.”
4) Hurafe ve tabularla mücadele: Dini atalete çeviren
efsane ve uydurmaları usûl ve delille temizleme.
İsrâ 17:36
“Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp—bunların
her biri ondan sorgulanacaktır.”
Bakara 2:170
“Onlara ‘Allah’ın indirdiğine uyun’ denildiğinde, ‘Hayır, biz atalarımızı
üzerinde bulduğumuza uyarız’ derler. Ya ataları hiçbir şeyi akletmiyor ve doğru
yolu bulamıyor idilerse?”
5) Gelenek–usûl dengesi: “Kör taklit” değil; usûl–makāsıd
çizgisinde yenileyici tavır.
Enam 116 : Yeryüzünde
olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan
şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle
yalan söylerler.'
Zümer 39:18
“Onlar sözü dinler ve onun en güzeline uyarlar. İşte Allah’ın doğru yola
ilettiği kimseler bunlardır; işte bunlar akıl sahipleridir.”
Bakara 2:185 — (oruç ayeti) “Allah sizin için
kolaylık ister”: hükmün maksadı (rahmet/kolaylık) hatırlatılır.
Nisa 28 Allah (ağır yükleri) sizden hafifletmek ister:
(Çünkü) İnsan zayıf olarak yaratılmıştır.
Bakara 269 : Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet
verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp
ibret alırlar.
Nisâ 4:59
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan
yöneticilere/iş sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz—Allah’a
ve âhiret gününe inanıyorsanız—onu Allah’a ve Peygamber’e götürün. Bu daha
hayırlıdır ve sonuç bakımından daha güzeldir.”
6) Şûrâ ve istişare: Kararı tek akla değil, ehil kadroya
dayandırma; eleştiriye açıklık.
Şûrâ 42:38
“Onlar Rablerinin çağrısına karşılık verirler, namazı dosdoğru kılarlar; işleri
aralarında danışma (şûrâ) iledir; kendilerine rızık olarak verdiklerimizden
infak ederler.”
Âl-i İmrân 3:159
“Allah’tan bir rahmet sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı
yürekli olsaydın mutlaka çevrenden dağılıp giderlerdi. Öyleyse onları affet,
onlar için bağışlanma dile ve iş hakkında onlarla danış. Azmettiğin zaman da
Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever.”
7) Emanet–ehliyet: Görevi yakınlığa değil liyakate verme;
“iş ehline verilir” ilkesi.
Nisâ 4:58
“Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında
hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size ne güzel öğüt
veriyor. Şüphesiz Allah işitendir, görendir.”
Mü’minûn 23:8
“Onlar emanetlerine ve sözleşmelerine riayet edenlerdir.”
8) Ahlâkî cesaret: Bedeli olsa da doğruda sebat;
söz–eylem tutarlığı, gösterişten kaçınma.
Ahzab 70 Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve sözü doğru
söyleyin.
Saff 61:2–3
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi
söylemeniz Allah katında büyük bir öfke (sebebi)dir.”
Tevbe 9:119
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğrularla beraber olun.”
9) Stratejik soğukkanlılık: Daha büyük maslahat için
gerektiğinde taktik geri adımı göze alma; müzakereyi yönetme.
Ali İmran 134 Onlar,
bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki
hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever
Enfâl 8:61
“Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et.
Şüphesiz O, işitendir, bilendir.”
Mümtehine 8 : Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi
yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli
davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah adalet yapanları sever.
Bakara 2:195
“Allah yolunda harcayın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İhsan
edin (güzel davranın). Şüphesiz Allah ihsan edenleri sever.”
Nisa 90 : Ancak
sizinle aralarında andlaşma bulunan bir kavime sığınanlar ya da hem sizinle,
hem kendi kavimleriyle savaşmak (istemeyip bun)dan göğüslerini sıkıntı basıp
size gelenler (dokunulmazdır.) Allah dileseydi, onları üstünüze saldırtır,
böylece sizinle çarpışırlardı. Eğer sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle
savaşmaz ve barış (şartların)ı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin için
onların aleyhinde bir yol kılmamıştır.
Bakara 192 : Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son
verin); şüphesiz Allah, bağışlayandır esirgeyendir.
10) Bilim–teknoloji seferberliği: Hikmet şuuru; veri,
AR-GE, yerli üretim.
Zümer 9: De ki:
Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları
hakkıyla düşünür.
Alak 96:1–5
“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı ‘alak’tan (asılıp tutunan bir şeyden)
yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır; kalemle öğreten O’dur; insana
bilmediğini öğreten O’dur.”
Bakara 2:269
“O, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse ona pek çok hayır
verilmiştir. Bunu ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.”
11) Ekonomide iktisat ve üretim: İsrafı haram bilen
disiplin; üretim–ihracat–verimlilik odağı.
A‘râf 7:31
“Ey Âdemoğulları! Her mescide (ibadete) gidişinizde süsünüzü/temizliğinizi
alın. Yiyin, için; fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.”
İsrâ 17:26–27
“Akrabaya hakkını ver; yoksula ve yolda kalmışa da. Saçıp savurma. Çünkü saçıp
savuranlar şeytanların kardeşleridir; şeytan ise Rabbine çok nankördür.”
12) Medya okuryazarlığı ve karşı-anlatı: Algı
operasyonlarını deşifre eden delil-temelli dil.
Hucurât 49:6
“Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onu araştırıp
doğrulayın; yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza
pişman olursunuz.”
Hucurât 49:12
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır.
Birbirinizin kusurunu araştırmayın; birbirinizin gıybetini yapmayın. Sizden
biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz.
Allah’tan sakının. Şüphesiz Allah tevbeyi çok kabul edendir, merhametlidir.”
13) Toplumsal meşruiyet: Sözü kürsüde değil mahallede,
atölyede, kampüste görünür kılma.
Nahl 16:125
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde
mücadele et. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı da en iyi bilendir; doğru yolda
olanı da en iyi bilendir.”
Bakara 2:83
“İsrailoğullarından şu sözü almıştık: ‘Allah’tan başkasına kulluk etmeyin;
anne-babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik edin; insanlara güzel söz
söyleyin; namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin.’ Sonra—azınız hariç—yüz
çevirdiniz ve hâlâ da yüz çeviriyorsunuz.”
14) İslâm kardeşliği: Irk/soy üstünlüğüne yaslanmadan
ümmet bilinci; adalet–merhamet dengesi.
Hucurât 49:10
“Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve
Allah’tan sakının ki size merhamet edilsin.”
Hucurât 49:13
“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık; birbirinizi
tanıyasınız diye sizi halklar ve kabileler yaptık. Şüphesiz Allah katında en
üstün olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah
bilendir, her şeyden haberdardır.”
15) Siyasi pozisyonun çağla uyumu: Dönemin araçlarını
kullanmak; maksadı sabit, yöntemi dinamik tutmak.
Enfâl 8:60
Ey inananlar! Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar Allah'ın düşmanı ve sizin
düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah'ın bilip sizin bilmediklerinizi
yıldırmak üzere kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda sarfettiğiniz
her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir.
16) Kurumsallaşma: Değeri politikaya ve kalıcı kurumlara
tercüme etmek.
Âl-i İmrân 3:104
“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk
bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.”
Tevbe 9:122
“Müminlerin hepsinin birden (her işe) çıkması gerekmez. Her topluluktan bir
grup çıkıp dinde derin anlayış kazansın ve kavimleri döndüklerinde onları
uyarıp bilinçlendirsin ki sakınsınlar.”
17) Genç ve kadın katılımı: Vitrine değil icraya dahil;
gerçek yetki ve sorumluluk.
Tevbe 9:71
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostu/velisidirler; iyiliği
emreder, kötülükten sakındırırlar; namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, Allah’a
ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah
güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Âl-i İmrân 3:195
“Rableri onların duasına karşılık verdi: ‘Sizden erkek olsun kadın olsun,
çalışanın amelini asla boşa çıkarmam; siz birbirinizdensiniz…’”
Kehf 18:13
“Biz sana onların haberini gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine iman
etmiş gençlerdi; Biz de onların hidayetini artırmıştık.”
18) Sosyal adalet: Yoksullukla mücadele, fırsat eşitliği;
zekât/infak ahlâkını politika diline çevirmek.
Bakara 2:177
“İyilik (birr), yüzlerinizi doğuya ya da batıya çevirmeniz değildir. Asıl
iyilik; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden;
mala olan sevgisine rağmen onu akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa,
isteyenlere ve köleleri özgürlüğe kavuşturmak için veren; namazı dosdoğru
kılan, zekâtı veren; söz verdiğinde sözünü yerine getiren; sıkıntıda, darlıkta
ve savaşın kızıştığı zamanda sabreden kimselerin iyiliğidir. İşte onlar doğru
olanlardır; işte onlar takvaya erenlerdir.”
19) Hukuk devleti ısrarı: Keyfîliği sınırlayan usûl; kul
hakkını merkeze alan adalet.
Nisâ 4:135
“Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan, Allah için şahitlik eden kimseler olun;
ister kendinizin, ister anne-babanızın, ister yakınlarınızın aleyhine olsun.
(Hakkında hüküm verdiğiniz) zengin de olsa fakir de olsa (adaletten sapmayın);
Allah ikisine de daha yakındır. Öyleyse hevâya uymayın ki adaletten
sapmayasınız. Eğer (şahitliği) eğip bükerseniz veya yüz çevirirseniz, şüphesiz
Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Mâide 5:8
“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden
kimseler olun. Bir topluma duyduğunuz kin sakın sizi adaletsizliğe sevk
etmesin. Adil olun; bu takvaya daha yakındır. Allah’tan sakının. Şüphesiz Allah
yaptıklarınızdan haberdardır.”
20) Kriz fıkhı: Belirsizlikte hüküm ve senaryo
üretebilme; esnek ama omurgalı kalma.
Bakara 2:185
“Ramazan ayı; insanlara doğru yolu gösteren, hidayetin ve hakkı batıldan
ayırmanın açık delilleri olan Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden kim bu aya
erişirse onu oruçla geçirsin. Kim hasta olur veya yolculukta bulunursa,
tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık
ister, zorluk istemez; sayıyı tamamlamanızı ve sizi doğru yola ilettiği için
Allah’ı tekbir etmenizi ister; umulur ki şükredersiniz.”
Teğâbün 64:16
“Gücünüz yettiğince Allah’tan sakının; dinleyin, itaat edin ve hayır için
harcayın—bu sizin için daha hayırlıdır. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa
işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”
21) İç barış mimarisi: Kimlikleri araçsallaştırmadan
birlikte-işleme; fitneye kapı kapama.
Hucurât 49:9–10
“Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle savaşırsa aralarını düzeltin. Eğer
onlardan biri ötekine saldırıp taşkınlık ederse, Allah’ın emrine dönünceye
kadar saldıranla mücadele edin. Dönerse aralarını adaletle düzeltin ve adil
davranın. Şüphesiz Allah adil davrananları sever. Müminler ancak kardeştir;
öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan sakının ki size merhamet
edilsin.”
Enfâl 8:46
“Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin; birbirinizle çekişmeyin, yoksa gevşersiniz ve
gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
22) Cihad-ı ekber disiplini: Nefisle mücadele, güçte
tevazu; nimette şükür, imkânda adalet.
Nâziât 79: 40,41.Kim de, Rabbinin huzurunda
duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun
sığınağıdır.
Furkân 25:63
“Rahmân’ın kulları, yeryüzünde tevazu ile yürürler; cahiller onlara
sataştığında ‘selâm’ der (sakinlikle geçer)ler.”
23) Yerel-evrensel denge: Kökle çatışmadan evrensel
standardı yakalama; yerli kalıp içine kapanmama.
Bakara 2:143
“İşte böylece sizi dengeli/orta bir ümmet yaptık ki insanlara şahit olasınız;
Peygamber de size şahit olsun…”
Mâide 5:48
“Sana da, önceki kitabı doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak bu Kitab’ı hak ile
indirdik. O halde aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet; sana gelen haktan
sapıp onların heveslerine uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol
belirledik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı; fakat size
verdikleriyle sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse hayırlarda yarışın.
Hepinizin dönüşü Allah’adır; üzerinde ihtilafa düştüğünüz şeyleri size O haber
verecektir.”
24) Performans kültürü: Söylemi kaynakla, icraatı
ölçülebilir hedef-sonuçla teyit etme.
Tevbe 9:105
“De ki: ‘Çalışın! Allah da, Resûlü de, müminler de yaptıklarınızı görecek.
Sonra gaybı da görüneni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O size
yaptıklarınızı haber verecektir.’”
Zilzâl 99:7–8
“Kim zerre kadar hayır yapmışsa onu görür. Kim zerre kadar şer yapmışsa onu
görür.”
25) Uzun vade: Günlük dalga değil 5-10-20 yıllık ufuk;
istikamet ve süreklilik.
Asr 103:1–3
“Asr’a (zamana) yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman
edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve
birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesna.”
Âl-i İmrân 3:200
“Ey iman edenler! Sabredin, sebat edin, (hazır ve uyanık) olun ve Allah’tan
sakının ki kurtuluşa eresiniz.”
Hûd 11:112 — “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol;
aşırılığa sapma” (istikamet ve disiplin)
Fussilet 30 “Rabbimiz Allah’tır” deyip de dosdoğru çizgide
yaşayanlar, işte onların üzerine melekler şu müjdeyle inerler: “Korkmayın,
kederlenmeyin, size vaad olunan cennetle sevinin!
İnşirah 94:7–8 — Bir işi bitirince ötekine yönel;
yönelişi sürdür (devamlılık).
İsrâ 17:11 — İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de
dua eder. İnsan, pek acelecidir.
Necm 53:39 — İnsana ancak çalıştığının karşılığı
vardır (istikrarlı emek).
Ankebut 69- Ama bizim
uğrumuzda üstün gayret gösterenleri, elbette bize varan yollara eriştireceğiz.
Allah, kuşkusuz, iyi ve güzel davrananlarla beraberdir.